Türkiye'de ki ünlü mankenlerin etek altı görüntüleri ve ünlü porno sikiş videoları.
19 Ocak 2014 Pazar
Seksi bayan türk olunca daha güzel sikişti
Adım Sevda. Ankarada yaşamaktayım. Bir bankada çalışıyorum. Normal sıradan bir yaşantım var, işten eve evden işe. Aileyle yaşamanın en kötü yanıda bu olsa gerek. Gerçi birçok akrabam var Ankarada, gezip eğleniyoruz, ama işte yinede yalnız yaşamak daha güzel olurdu. Tipik bir Türk kadınıyım, esmer, iri memeli, kalçalı, şişman zayıf arası, düzgün fizikli bir kızım. Yüzüm de güzel. Yani seks anlamında olsun, her alanda kendime ve güzelliğime güvenirim. Bugüne kadar yalnızca 2 erkekle çıktım ve sadece 1 kere arkadan sikiştim. Ama çok seviştim tabi 2 yılda defalarca...
Çalıştığım bankanın hemen karşı sokağı cafelerle ve lokantalarla dolu, öğle yemeği arasında, yada iş çıkışı evde yemediğim zaman, kesinlikle oralara gidiyoruz. Yaklaşık 1 senedir çalışıyorum ve 1 senedir de her daim gittiğimiz bir balık lokantamız var. Artık sık sık gittiğimiz için, çalışanlar olsun, patron olsun, hepsi bizi tanıyor, hizmette kusur etmiyorlardı. Çokta hoş bir mekandı. Tabiki garsonların da hepsi birbirinden karizmatik ve yakışıklıydı. Ama ben yinede kimseye karşı açık olamıyordum, hep bir kapalı kutuydum. Fakat dikkatimi çeken birisi vardı ki, kasada oturan dükkan sahibinin büyük oğlu! Öyle bir yakışıklılığı yoktu, üstelik kilolu denilecek bir erkekti. 30 yaşlarında, kocaman bir göbeği olan, iri yarı bir erkekti yani. Ama gözleri falan çok hoş yemyeşil, iri dudaklı, böyle hafiften de kıllı, kirli sakallı falan, vahşi bir tipi vardı. Normalde kilolu erkek sevmem, ama bu kişi bana çok tuhaf geliyordu, her gelişimde güler yüzü, ‘Seni bir siksem!’ gibi bakışlarıyla beni kendine çekiyordu sanki. Ancak ben kimseyle yakınlaşmak istemediğimden olsa gerek, o da kilolu olduğundan ve yakışıklı olmadığını düşündüğünden olsa gerek, sadece resmi muhabbetler dışında hiç konuşmuyorduk. Ama ikimizin de birbirini arzuladığı tuhaf bir şekilde açıktı...
Birgün yine iş çıkışı annemlerin evde olmadığı bir gün oraya gittim. Oturdum, yemeğimi filan söyledim. Pek kimseler yoktu, sadece benim masam ve karşı köşede bir masa vardı. O yine kasada oturuyordu ve gözleri gizli gizli yine üzerimdeydi. Dışarısı buz gibiydi. Biliyorsunuz bu kış soğuk geçti, heleki Ankarada. Neyse, çorbamı içtim, salatamı balığımı yedim, yine kasaya geldim, bakışarak (göz göze sikişerek desem daha doğru olur!) hesabımı ödedim ve çıktım. Yalnız tek bir dolmuş bile durmadı, tam 25 dakika dolmuş bekledim. Dolmuş, otobüs hepsi dolu, yada durmuyordu. Taksiler de, buzlanma çok fena, trafik yoğun diye, ya transit geçiyor, yada dolu oluyordu. Delirecektim. Babamı aradım. “Sincandayız kızım, gelmem 1 saati bulur, bir şekilde oyalan oralarda, gelebilirsen de gelirsin!” dedi ...
Herşeye sinirlenerek ve söylenerek yine lokantaya girdim ve oturdum. İçeri girerkende o kasadaydı yine. Açıklama yapma gereği duydum, “Görüyosunuz şehrin halini, araba taksi dolmuş kıtlığı var sanki!” dedim. Gülerek, “Evet biliyorum, bilmezmiyim! Eğer müsade ederseniz ben sizi bırakırım, daha geçen hafta zincirimi taktırdım, bakımı da tam aracımın, hem zaten ben de çıkıyordum!” dedi. Hık mık etsem de, utana sıkıla, “Valla çok iyi olur aslında, zahmet olmasın?” dedim. “Ne zahmeti, sürekli müşterimizsiniz, lafı bile olmaz, buyurun!” dedi. Ben önden, o arkamdan çıktık ve arabasına gittik. Ama asla birazdan anlatacaklarımı yaşayabileceğimizi düşünmemiştim...
Araca bindik, yola çıktık. Bir yerden sonra yollar tıkandı. Bekle bekle açılmaz. Hiç konuşmuyorduk. Bu arada hava karardı. Korkmuyordum, ama çekiniyordum açıkcası. O da farketmiş olacak ki, “Çekinmenize hiç gerek yok, rahat olun lütfen, iki arkadaşız gibi farzedin!” dedi, gülümsedim. Birilerini aradı, yolların kapalı olduğunu söyledi, bizim eve en yakın nereden gidebileceğini filan sordu. Arkadaşı da tarif etti, o tarafa doğru gittik. Orda da araç çamura saplandı. Akşamın karanlığında, ortada ne bir araç vardı, ne de kimseler. İçimden, Tanrım, ne oluyoruz, yabancı birinin aracına binersem olacağı bu! dedim. Neyse arabaya bindik yine, bir arkadaşını aradı ve çamura saplandığımızı, yardım için gelmelerini söyledi. Benden de çok çok özür diledi. Ben de, “Sizin ne suçunuz var, havalar kötü!” filan dedim.
Arabanın içinde oturduk kaldık. Sepsessiz bir ortamdı. Onun nefes alış verişleri, birazda kilosundan dolayı hızlıyken, sanki dahada hızlanmıştı. Kaçamak bakışlarımız vardı. Ve birden bana pat diye, “Çok hoş bir bayansınız, bunu söylemeden yapamıycam!” dedi. Utandım, “Siz de!” dedim. “Sahi mi?” dedi. “Evet!” dedim ve güldüm. Yani o anki ruh halimi size anlatamam, normalde cinsel anlamda filan çok çekingenimdir, ama o an kendimi bir kadın gibi hissettim, erkeği baştan çıkartması gereken bir dişi gibi ve gözlerimi adamın yüzüne diktim, böyle vardır ya etkileyici bakışlar. Adamın elindeki sigara külü heyecandan gömleğine düşünce irkildi. Ben de, “Ayy birşey oldu mu?” diye sıçrayıp elimi gömleğine götürünce, film koptu, nefes alıp verişi iyice arttı. Ben de kendimi bırakıverdim ve yapıştım dudaklarına...
Aman Tanrım, o nasıl bir öpüşmedir! Adam resmen dudaklarımı dudaklarıyla sikti. Sanki 100 yıldır öpüşmüyordu. Bir anda çekildim ve “Ne yapıyorum ben ya, ben bu olamam, böyle biri değilim!” dediğimde, “Ben nasıl birisin biliyorum, 1 senedir gözlemliyorum, hoş sessiz ve iyi bir kızsın, seni arzuluyorum hep, hoşlanıyorum senden, devam et neolur!” dedi. Biraz yüzüne bakıp tekrar yapıştım dudaklarına. Sürücü koltuğunu tamamen kaplamıştı zaten göbeği. Montumu çıkarıp arkaya attım, saçlarımı açtım ve üstümdeki tek parça uzun kışlık elbisemi çıkardım bir anda. Onun minik inlemeleri ve mest oluşuyla dahada azmıştım. Taytım ve südyenimle kucağına oturdum. Sepsert olmuştu siki, hissediyordum. Kulağına, “İndir pantolonunu!” dedim ve indirdi bir anda. Gömleğininin düğmelerini de tek tek çözdüm. İçindeki atletini öpüşerek çıkarıp arkaya attım. Bende südyen külot, onda da sadece külot kaldı. İnanamıyordum, ama dur diyemiyordum, kendime de ona da...
Benim koltuğumu arkaya yatırdı, dümdüz yaptı ve ben uzandım, zaten ufak tefeğim. Öpüşürken göbeğimden amıma indiğinde çıldırmıştım. Dile kolay, 1 seneden fazladır sikişmedim, sevişmedim. Öyle bir yalamaya başladı ki amımı, içini dışını vakumluyordu. “Çok lezzetli, harika, muhteşem!” falan diyor, beni delirtiyordu. Hiç durmadan inanın 10 dakika, nefessiz kalana dek yaladı amımı ve ben saçlarını çeke çeke ve onu amıma bastırarak boşaldım. Tekrar öpüşmeye başladık. Bu sırada o geri koltuğuna çekildi, o göbeğinin altındaki kocaman başlı sikine resmen saldırdım. Öyle bir emmişim ki, ben emerken o, “Ohhh isteyerek azgın azgın yapıyorsun hissediyorum, ölecem zevkten, ohhhhh!” diyordu. 10-15 dakika durmaksızın ben de onu emdim. “Geliyorum!” dediği anda hepsini yutttum. Ama daha dimdikti siki...
Kucağına oturdum ve sikini amıma sürtmeye başladım. “Bakireyim ama, neyapcaz?” :( dedim. “Götten verdin mi yavrum hiç?” dedi. Yalan söyledim, “Hayır yapmadım, yapmam da!” filan dedim. Beni ikna etti :) Ben kendi koltuğumda kapıya bakacak şekilde uzandım, o da arkamdan zar zor yanaştı ve götümü am sularımla ıslattı. Sikini götüme sürtmeye başladığında ikimizde de film kopmuştu. Zar zor girecekti biliyorum, ama istiyordum. Götüme yavaş yavaş sokarken inim inim inliyordu. Sonra bir anda geçiriverdi hepsini. Resmen yaş geldi gözümden. Biraz öyle kaldıktan sonra git gele başladı. Manyak gibi sikiyordu, durmaksızın, göbeği götüme çarpa çarpa. Parmaklarını emiyordum. Şak şak şak sesleri, o sikişmenin hazzı, acı, zevk, 20 dakika kadar gidip geldi hızlı ve yavaş şekilde. Daha sonra sona yaklaştığında, amımı da okşayarak, hem beni getirtti eline, hemde götümün içine resmen yarım bardak fışkırttı...
Öylece kaldı arkamda. İkimiz de nefes nefeseydik. Bir süre sonra toparlanıp, kikirdeşerek giyindik. Bir sigara yaktı, “Muhteşemdin! Ben uzun süredir böyle sikişmemiştim!” dedi. Sonra kimse gelmeden biraz öpüşüp, yine ağzıma aldım sikini, tekrar boşalttım onu. Sonra da arkadaşları geldi. Yine biz resmi bir şekilde ayrıldık, evime bıraktı beni, teşekkür ettim.
Bu olay Ocak ayının başında olmuştu. Şimdilerde çok sık gitmiyorum restoranta. Yani daha ilk seferde sikiştim onunla, yanlış düşünsün istemem hakkımda. Ama durmadan msj atıp arıyor beni, hoşlanıyormuş benden, sevgii olmak istiyormuş. Açıkcası bence de hoş bir erkek, ben de isterim, ama biraz yalvartmak lazım, sonra kendimi yine kollarına atacağım :)
16 Ocak 2014 Perşembe
Güzel türk manken 18 yaşinda sikişmiş
Merhaba, ben Bahar. Hemşirelik yapan Nuray isminde bir arkadaşım, haftasonu yalnız olduğunu söyleyerek, haftasonunda onda kalmamı teklif etti. Ben de kabul ettim ve Cumartesi akşamı Nurayın evine gittim. Çok şirin dublex bir evi var. Nuray yemek hazırlamış. Yemeğimizi yerken Nuray bana erkek arkadaşının çaya geleceğini söyledi, ben de sorun olmayacağını söyledim. Yemeğimizi yedikten yaklaşık 1 saat sonra erkek arkadaşı geldi.
Oldukça karizmatik ve hoş biriydi. Salonda oturmaya başladık. Çayımızı içtik, sohbet falan derken, vakit geç olmuştu. “Ben yatmaya gidiyorum...” dedim ve Nurayın bana hazırladığı, evin üst katındaki yatakodasına çıktım ve yattım uyudum. Ama aradan çok geçmeden Nurayın çığlık sesleriyle uyandım. Ses aşağıdan geliyordu. Galiba Nurayı erkek arkadaşı sikiyordu. Nurayın çığlıklarından, ohlama ve inleme seslerinden resmen amcığım sulanmıştı. Meraklandım yavaş adımlarla aşağıya indim. Nurayın yatakodasının kapısına kadar geldim. Anahtar deşiğinden baktım, ama nasıl bir sikişmeydi o öyle anlamadım, adam o kadar sert sikiyordu ki Nurayı, yatak resmen parçalanacaktı. Nuray orospusu da iyice gaz veriyor, “Erkeğim sikine doyamıyorum, daha sert sik!” diyordu...
Yatakodasının kapısında orgazm yaşadım ve hemen kendimi toparlayıp yukarı çıkıp yatağıma uzandım. Ama halen elim amcığımdaydı ve çok suluydu. Uyumaya çalıştım, ama amcığım beni uyutmuyordu. Yarım saat süren sikişme sesi, Nurayın telefonunun çalmasıyla kesildi. Sonra ışıkların yandığını gördüm. Aşağıya doğru kafamı uzattım, kulak misafiri oldum. Anladığım kadarıyla Nuraya hastaneden telefon gelmiş ve Nurayı hastaneye çağırıyorlardı. Az sonra çıktığını duydum, erkek arkadaşı Nurayı öperek uğurladı. Ben hemen yatağıma geçtim, ama içimdeki arzulara hakim olamıyordum. İç çamaşırlarımla su içmek bahanesiyle mutfağa indim. Ve ne göreyim? Nurayın erkek arkadası mutfakta birşeyler atıştırıyor. Onun da üstünde sadece boxeri vardı...
“Merhaba! Sanırım acıktınız?” dedim. Gülerek, “Evet!” dedi. “Ben de su içmeye indim...” dedim. Ama adam tangalı halimi görünce resmen gözleriyle beni yiyordu. Boxerindan aletinin şişkinliği belli oluyordu. O anda aklımdan kendimi nasıl siktirebilirim diye dehşet bir düşünce geçti ve “Çay içermisiniz?” diye sordum. “Siz yaparsanız içerim!” dedi. Hemen ocağa çaydanlığı koydum ve tegaha dirseklerimi koyarak yaslandım, belimi de biraz kırıp kalçalarımı yükseltince, gördüğü manzara karşısında fazla dayanamayacağını adım gibi biliyordum. Ve tahmin ettiğim gibi de oldu, arkamdan yaklaştığını hissettim. Yavaşça sarılıp boynumdan öptü. Ben de, “Durun, ne yapıyorsunuz?” dedim. O da, “Senin istediklerini ben de istiyorum!” dedi. “Lütfen ama...” dedim. Bana, “Aklından sikişmek geçmeseydi, tanganla benim yanıma inmezdin sanırım, ikimiz de çocuk değiliz!” dedikten sonra, tangamı dizlerime inirip arkadan amcığımı emmeye başladı...
Ooffff! Deli gibi emiyordu. Nasıl bir dudaktı onlar! Zaten sulanmış olan amımı şakır şakır daha çok sulandırmıştı. Hemen bir hamlede sütyenimi de çıkardı. Kendisi de boxerini çıkardı. Çırılçıplak kalmıştık. Dudaklarımı, boynumu, göğüslerimi, göbeğimi, kasıklarımı ve amımı deli gibi öptü, yaladı, emdi. Dayanamıyordum, “Artık beni sikmeni istiyorum!” diyerek ayağa kaldırdım. “Merak etme, seni yarrağa doyuracam bebeğim!” diyerek kucakladı beni ve yatağa götürdü, sırtüstü bıraktı. Bacaklarımı omzuna aldı ve kalın damarlı yarağını bir seferde amıma soktu ve pompalamaya başladı. Oohhhh! resmen uçuyordum. Çok, ama çok güzel yarağı vardı, deli gibi sikiyordu beni...
Sonra beni çevirdi, domalttı ve arkadan amcığıma tekrar soktu. Ardı arkasına orgazmı yaşıyor ve tekrar doluyordum. Yatakta uygulamadığımız pozisyon kalmadı herhalde. En sonunda kulağına eğildim ve “Nuray mı, ben mi?” dedim. “Sen fahişem!” dedi, yarağını amımdan çıkartıp ağzıma verdi, kalınlığından ağzıma sığmıyordu. Biraz daha emdikten sonra, “Geliyorum bebeğim!” diyerek ağzıma boşaldı. Döllerini emdim yaladım. Resmen dağıtmıştı amımı...
Birer sigara içtikten sonra, ensemden bastırarak ağzıma tekrar yarağını verdi, “Em ve sertleştir sikimi!” dedi. Yarağını ve taşaklarını emmeye basladım. 3-5 dakika sonra kalın yarağı yine hazırdı. “Seni götünden sikecem Bahar!” dedi. Bunu bekliyordum. Ama, “Alamam, sikin çok kalın!” dedim. “Hiç götten denedin mi?” dedi. Bir kere denediğimi söyledim. “İstersen kremleyebilirim!” dedi. “Olur deneyelim!” dedim. Güzelce göt deliğimi ve sikinin kafasını kremledi. Bacaklarımı yine omzuna aldı, sikinin kafasını götümün deliğine yerleştirdi, yavaş yavaş itmeye başladı. Kremin verdiği yumuşaklıkla yarağı götüme kayarcasına giriverdi. Gövdesine nazaran daha kalın köküne doğru inanın aklım başımdan gitti, beynimde ve götümün deliğinde şimşekler çakıyordu. Acıyla karışık değişik bir zevk almaya başladım. Yavaş yavaş olan temposunu hızlandırmaya başladı. Şahane birşeydi. Yaklaşık 10 dakika götümden sikti beni ve sonunda, “Geliyorum!” diyerek götüme akıttı döllerini...
İkimiz de çok yorulmuştuk. “Ben yatağıma gidiyorum! Bu olanları Nurayın bilmemesi gerekiyor!” dedim. Fakat o, “Merak etme, zaten herşey senin içindi!” deyince şaşırdım. “Anlamadım?” dedim. Anlattı, Nurayın erkek arkadaşı olmadığını, sadece samimi bir arkadaşı olduğunu söyledi. Nuray ona söz vermiş, (Sana güzel bir am siktireceğim!) diye. “Senin sayende sözünü yerine getirdi. Ama çok güzeldi!” dedi. Nuray resmen beni arkadaşına siktirmişti. Güldüm ve odama çıktım. Telefonum yukardaydı, baktım Nuraydan mesaj gelmiş, “Umarım zevk almışsındır :)” diye yazıyordu. Tebessümle yatağıma uzandım ve uyudum. Bu olay Nurayın tezgahı da olsa, çok güzel zaman geçirmiştim. Teşekkürler Nuraycığım!
13 Ocak 2014 Pazartesi
Seksi türk manken çiplak tecavüzü
Selam, ben Melisa. İstanbulda Üniversite öğrencisiyim. 90-60-90 ölçülere ve sexy bir vücuda sahip, çok güzel bir kızım. Ama bir sorunum var, sorunum belki de çok güzel olmamdan kaynaklanıyor. Hiç erkek arkadaşım veya sevgilim yok, ve hiç bir erkekle de birlikte olmadım. Erkekler bana hep laf atarlar (Üfff yavruya bak, ne sikilir ama!) gibilerinden, ben gülümserim, fakat hep lafta kalırlar, kimse gelip te ciddi ciddi asılmaz. Dedim ya belki de çok güzel olmamdan çekiniyorlar, bilemiyorum. Okuduğum Üniversitede çok ama çok yakışıklı bir çocuk var, adı Kerem. Hemen hemen okuldaki herkes ona hayran. Tabii bende. Ama gereğinden fazla çapkın biri, okuldaki tüm kızlara asılır (Kızlar da bundan çok hoşlanırlar).
Birgün ders arasında, bahçede bankta tekbaşıma oturuyordum, yanıma geldi ve “Selam!” dedi. Bende ona “Selam!” dedim. Ve daha ‘Naber, ne var ne yok?’ diye sormadan, bana direkt, “Benimle sikişirmisin canım?” dedi. Ben tabii şaşkınlığımı gizleyemedim. Kem küm ettim, “Olmaz!” dedim. O da, “Paşa gönlün bilir! Fikrini değiştirirsen ev adresimi vereyim, gelirsin!” dedi. Ben de onun tatlılığına dayanamadım ve “Tamam!” dedim. Adresini bir kağıda yazdı verdi ve “Hadi Byee...” diyerek ıslık çalarak yanımdan ayrıldı. O gün dersler bittikten sonra evime gittim. Üstümü değiştirip annemlere bir arkadaşımla ders çalışmaya gideceğimi söyledim, evden çıktım...
Çok korkuyordum. İlk defa biriyle birlikte olacaktım, nasıl birşey olduğunu çok merak ediyordum. Sonunda Keremin evine geldim. Kapıyı açtı ve selamlaştık. Beni hemen odasına çıkarttı ve ben daha ne olduğunu anlayamadan, beni yatağa fırlattı. Üstünü ve üstümü çabucak soydu ve ben daha ağzımı açamadan üzerime uzandı. Hiç konuşmadan ve öpüşmeden direk yarrağını amıma müthiş bir şekilde soktu ve bir “Ohh!” çekti. O anda öldüm sandım, canım çok yanmıştı. Onun için kızlığımı bozması falan önemli değildi, müthiş bir hızla amımda gidip geliyordu. “Lütfen yavaşla ne olur, canım çok yanıyor!” diye yalvarmaya başladım. Bana, “Çok zevkli, yavaşlarsam zevk alamam!” dedi. Müthiş bir ağrıydı, dayanamadım ağlamaya başladım. Bacaklarımı omzuna alıp iyice kökleyince ben öyle bir çığlık attım ki, sesim tüm mahalleye yayılmıştır heralde. Ama ben bağırdıkça o daha da hızlanıyordu. Üstelik yarrağı da kocamandı.
Ağlayarak yalvardım, ama beni dinlemedi, hızına devam etti. Bu hızla yaklaşık yarım saat boyunca beni ağlatarak sikti. Sonunda ben de zevk almaya başlıyordum, artık zevkten inliyordum resmen. Süper bir duyguydu. Fakat amımın ağrısı hala geçmemişti. Birden durdu ve bana “Götten de istiyorum, hadi dön!” dedi. Çok korktum, “Ne olur yapma Kerem, yalvarırım sana, götten sokarsan ben ölürüm!” dedim. Ama umrunda değildi, zorla döndürdü beni ve domalttı. Arkama geçip birden bire kanlı yarrağının tümünü götüme soktu ve pompalamaya başladı. Götüm yırtılmışçasına ağrıyordu. İnanın bacağımı kesseler belki bu kadar ağrımazdı. Bu amımı sikmesinden daha da fazla ağrıyordu. Üstelik götten sikilmek zevk vermiyordu, amdan siktiğinde yine acıyla karışık zevk de alıyordum. Götümü sikerken sadece ağrı hissediyordum, hemde ne ağrı!
Sonunda götüme boşaldı. Dalga dalga fışkıran döllerini götümün içinde hissedebiliyordum. Boşalması bittikten sonra yarağını götümden çıkarıp, bana zorla yalattı. Yalamak istemiyordum, ama, “Yala Orospu!” diyerek, ensemden tutup yarağını ağzıma zorla sokuyordu. Ağzıma halen dölleri geliyordu. Midem bulanmıştı. Yarağı ağzımı doldurduğu için tüküremiyordum da, maalesef yutmak zorunda kalıyordum. İğrenç birşeydi. Yarağını bana yalatıp temizlettirdikten sonra, “Şimdi seni ödüllendireyim biraz!” dedi. Ne demek istediğini pek anlamamıştım...
Bacaklarımın arasına gömülüp amımı yalamaya başladı. Bu çok zevk veriyordu. O yaladıkça ben zevkten çığlıklar atıyordum. Islanmıştım, ağzına boşaldım, yalayıp yuttu resmen, hemde büyük bir zevkle. Müthişti. Sonra üstüme çıkıp dudaklarımı, boynumu, boğazımı ve göğüslerimi öpüp yalamaya başladı. Deliler gibi sevişiyorduk. Sevişirken yarağı yeniden sertleşmiş ve amımın dudakları arasında geziniyordu ki, bu sefer amıma nasıl girdiğini anlamadım bile. Bu sefer amımı yavaş yavaş sikerken müthiş zevk veriyordu. Resmen zevkten çığlıklar aıyordum. Bu zevk hiç bitmesin istiyordum. Ama malesef erken sevinmişim, birden amımdan çıkarıp beni yeniden ters çevirip domalttı ve yeniden götten sikmeye başladı...
O kadar hızlı sikiyordu ki götümü, yine acıdan mahvolmuştum. Oysa az önce amımı yavaş yavaş sikerken ne güzel de zevk yaşıyordum. Zevk çığlıklarım birden acı çığlıklarına dönüştü. O ise her halükarda zevk alıyordu, bu da beni deli ediyordu. Mahfetmişti beni. Sonunda bana acıyıp, götüme boşalarak, götümü sikmeye son vermişti. Acıdan götümü hissedemiyordum. Bana, “Nasıldı tatlım? Beğendiysen birdaha yaparız, hemde bu sefer daha eğlencelisini.” dedi. Ben ağzımı açamıyordum. Aslında hemen giyinip eve gitmek istiyordum, ama ne ayağa kalkacak halim, ne de yürüyecek halim vardı. Yarım saat dinlenip kendime geldikten sonra annemi aradım ve bugün arkadaşımda kalacağımı söyledim. O halimle eve gidemezdim, gece mecburen Keremde kaldım. Gece boyunca sikişmeden sadece seviştik. O bile acı veriyordu, çünkü halsiz halimle beni yoruyordu.
Ertesi gün eve uğramadan, direkt okula gittim. Öğlen ders arasında Keremi gördüm, başka bir kızla el ele tutuşuyordu. Sinirden çıldırdım resmen, yanına gittim ve ona hesap sordum. Bana ne dese beğenirsiniz? “Bu akşam gelirsen üçlü yaparız güzelim!” dedi hayvan. Bu lafının üzerine daha da çıldırdım, yüzüne tükürüp, ağlayarak yanlarından ayrıldım. Birdaha onunla konuşmuyorum. Arada sırada yanıma geldiği oluyor, “Sikişelim mi?” diye, ama yüz vermiyorum artık, dersimi aldım!
11 Ocak 2014 Cumartesi
Olgun bakimli türk mankenin çiplak sikişi
Buradaki Seks Hikayelerini okudukça kendimden geçiyorum ve sürekli amım ıslanıyor. Ben de bir hikayemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Adım Eylül, 29 yaşında, orta boylu, balık etli, alımlı, erkekler tarafından beğenilen, çok seksi ve evli bir kadınım. Kocam kamu sektöründe çalışıyor. 7 yıldır evliyiz. Ben gözü yüksekte olmayan, var olanla sürekli yetinmesini bilen bir kadınım. Kocamı ve çocuklarımı çok seviyorum, asla gözüm dışarda olmaz. Ama kocam sürekli başka kadınlar peşinde koşan, aldığı maaşı karı kıza harcayan birisi. Sürekli borç içinde yaşar ve bunu da asla kendine sorun etmez. Evlendiğimiz günden beri bu böyle. Güya çok severek, daha doğrusu kocam bana deliler gibi aşık olarak evlendik. Seks konusunda sınırsız bir kadınım, seksi çok seviyorum, ama asla kocamı aldatmadım. Çünkü seksi kocamla yapmayı çok seviyorum. Kocam da benimle sikişmeye bayılır. Bazen bana, “Sen porno yıldızlarına beş çekersin!” der, ama karı kızdan da asla vazgeçmez.
Zaten bakkala çakkala yeterince borcumuz vardı, birde bunun üstüne, abimin bana emanet olarak bıraktığı 16 tane Cumhuriyet altını vardı, kocam bunları fark edince, ağzımdan girip burnumdan çıktı, “Kredi borcunu ödeyecem ve her ay bir tane Cumhuriyet altını yapacam!” dedi ve hepsini elimden aldı. Ama 2 yıl oldu, tek bir tane bile yapmadı. Abimle bir ara sohbet ederken, abim, “Ben bir işyeri açmayı düşünüyorum...” dediğinde, sanki ensemden kaynar sular döküldü. Abim işyeri açarsa, mutlaka emanet verdiği altınları isteyecekti...
Ne halt yiyecem şimdi diye kocamla konuştum, ama kocamın umurunda bile olmadı. Günlerce kara kara düşündüm, çare bulamadım. Bir gün nette bir sosyal paylaşım sitesinde, fabrikatör olduğunu söyleyen 36 yaşında bir beyle tanıştım. Benden MSN istedi, “Webcamda görüşelim!” dedi. MSN’imi verdim. Çünkü adamın çok zengin olduğunu öğrendiğim anda, kocamın yediği altınları tekrar nasıl yerine koyacağım sorununa kafamda bir çözüm bulmuştum. Eğer bu fikrim gerçekleşirse, hem zevk alacaktım, hem borçları ödeyecektim. Bu düşünceyle Webcamı açtım. Ve Webcamı açmamla birlikte adamın aklını da başından aldım :))
Tanıştık. Adamın adı Emir imiş, İzmir’e 55 km uzaklıkta ilçede oturuyormuş. Biraz Webcamda Chat yaptıktan sonra beni çok beğendiğini söyledi ve benden Telefon numaramı istedi. Tabi önce kendimi naza çektim, sonra Telefon numaramı verdim. Hemen aradı, konuştuk. Birkaç gün sürekli aradı ve konuştuk. En sonunda benimle birlikte olmak istediğini söyledi. Ben de, “Olurdum ama şu sıralar moralim çok bozuk!” dedim. “Neden bozuk söyle, derdin nedir? Bu dünyada halledilmeyecek birşey yok!” dedi. Ben de durumu açık açık söyledim. “Kafana taktığın şeye bak! Para hiç sorun değil, sana 16 değil 26 Cumhuriyet altını feda olsun, yeter ki benim ol!” dedi. “Tamam!” dedim, kabul ettim...
Kocam görevi nedeniyle 3 günde bir eve gelirdi. Emir’le akşam saat 21:00 de anlaştık, çocukları uyuttuktan sonra onu eve alacaktım. Bu arada, biri 7 yaşında ve diğeri 21 aylık, 2 oğlum var. Onları uyuttum. Emir dışarda iki dakikada bir arıyor, “Heyecandan ölmek üzereyim, çocuklar uyumadı mı?” diye soruyordu. Ne yalan söyleyim, benim de kalbim yerinden fırlayacak gibi olmuştu, amımın suyu akmış külotumu ıslatmıştı. Ve nihayet beklenen an geldi, Emir elinde hediye paketiyle içeri girdi, içeri girmesiyle de hoyratça dudaklarıma yapışması bir oldu. İkimiz de ayakta kendimizi kaybettik, deliler gibi öpüşüyorduk. Ben dayanamadım elimi Emir’in sikine attım, pantolon üzerinden hem okşuyor, hemde deliler gibi öpüşüyorduk...
Emir de dayanamadı, direk üstümü, yani tişortümü çıkardı, sütyenimin kopçasını açıp, deliler gibi memelerimi emmeye başladı. Ben de kemerini çözüp pantolonunu dizine kadar indirdim. Siki baksırın içinde çadır kurmuş ve bir an önce çıkarılmayı bekliyordu. Hiç bekletmeden baksırını da çıkardım, önünde diz çöktüm ve deliler gibi yalamaya başladım. Taşaklarının tümünü ağzıma alıp hafif dişliyordum. Emir kendinden geçmiş bir şekilde, “Orospuuuu, tam bir fahişe gibi sevişiyorsun!” diyerek hırıltıyla ağzıma boşaldı. Yutabildiklerimi yuttum, geri kalanı çenemden, memelerimin ortasından, göbeğime kadar süzüldü. Emir hemen çekyatın üstüne yığıldı...
Benim amım vıcık vıcık olmuştu, amımın suyunu parmaklarımla alıp Emir’in inmiş sikine sürüp sıvazlıyordum. Çok geçmeden siki yine taş gibi oldu ve ben daha fazla dayanamayıp direk üstüne çıkıp, sikini amıma yerleştirdim ve deliler gibi zıplamaya başladım. Emir de kendinden geçmiş bir halde, “Oohhhhhhh orospum, horozun seni sikmeye, parçalamaya geldi!” diyerek alttan pompalıyordu. Sonra beni üstünden indirdi, yere uzandırıp misyoner pozisyonda bacaklarımı açıp, direk amıma soktu. Amım çok dardır, iki doğumumu da sezeryanla yaptım. Zaten çatı darlığı da olduğu için amım kız amı kadar dardır. Misyoner pozisyonda çok fazla git gel yapmadan Emir içimde patladı. Sikini çıkardığında kan olmuştu. Emir şok olmuştu. Peçeteyle silerken, “Evli olduğunu bilmesem, bakiresin derdim!” dedi.
Anlayacağınız Emir’in siki kocamınki kadar büyük olmamasına rağmen, neden bilmiyorum ama fena yırtmıştı beni. Ama ben zevkten kendimi kaybettiğim için hiç acı hissetmedim. Çırıl çıplak birbirimize sarılarak biraz uzandık. Ama emir zevkten ağzı kulaklarında, hayran hayran bana bakıyordu. Ben de elimi sikine attım, okşayıp tekrardan sertleştirmeye çalışıyordum. Çünkü daha beni domaltarak sikecekti. Telefonda söylemiştim, benim en çok sevdiğim, dizlerimin bağı çözülen tek pozisyon domaltılarak sikilmek diye.
Nihayet Emir’in siki tekrar taş gibi oldu. “Yat aşağı orospuuuu!” diyerek, beni yatırdığı gibi bacaklarımı ayırdı ve amıma yumuldu, yalamaya başladı. Amımın tümünü ağzına alıp, deliler gibi emiyordu ve beni delirtiyordu. O bana orospu dediği için, ben de, “Ohhhhh! Ne güzel yalıyor pezevengim!” diyor, hemde inliyordum. Emir, “Pezevengin şimdi yine amını yırtacak orospu, hemde domaltarak!” diyerek beni 4 ayak pozisyona getirdi. Sikini hiç ıslatmadan, zaten yalanmaktan ve suyumun akmasından amım vıcık vık olmuştu, direk taş gibi sertleşmiş sikini arkadan amıma geçirdiği gibi kökledi...
Ben uçmuştum artık, kendimi kaybetmiştim, “Sik beni orospu çocuğu, erkek gibi sik, piç kurusu, pezevenk seni!” diyerek onun beni dahada sert sikmesi için gaza getiriyordum. O da, “Sikiyorum işte orospu! Sen sikişe doymuyorsun, aslında sana 4-5 beş yarak aynı anda koyulması gerekiyor, ancak ozaman doyarsın, fahişeee!” diyerek, gittikçe dahada sert sikerek, beni deli ediyordu. Orgazm üstüne orgazm yaşadım, kaç defa boşaldım bilmiyorum. Sonunda Emir de daha fazla dayanamayıp içimde patladı...
O gece, Emir beni sabaha kadar defalarca sikti. Sabah çocuklar uyanmadan da gitti. O gittikten sonra ben duşumu aldım, biraz uyuyacaktım ki, aklıma bana getirdiği hediye paketi geldi. Hemen açtım baktım. Harbiden de, 16 değil, tam 26 tane Cumhuriyet altını vardı. Tabii hemen altınları sakladım, kocamın eline geçerse yine satıp yer diye. Emir’le halen ilişkimiz devam ediyor, kocamınsa hiçbir şeyden haberi yok. Emir bana söz verdi, “Parayı asla kafana takma, maddi olarak her türlü destekte bulunacağım sana!” dedi. Ve bu sözünü de tuttu, çocuklarım adına açtığı hesaba her ay yüklü bir miktar para yatırıyor. Kocamı çok seviyorum, ama kocam çok hovarda, asla benim ve çocuklarımın geleceğini düşünmez. Napayım, ben de böyle bir yol buldum. Üstelik Emir çok güzel beceriyor beni, hem de tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor, bana değer veriyor.
Emir’in bir fantazisi var, sürekli, “Seni o boynuzlu kocanın yanında sikmek için neler vermezdim!” deyip duruyor. Şu anda bilmiyorum ama, belki ilerleyen zamanlarda bu fantazisi gerçekleşir. Çünkü kocam da grup sekse biraz meyilli, birkeresinde benimle sevişirken, “Şimdi başka bir erkek daha olsa da, aynı anda seni becersek, ne güzel olurdu!” demiş ve inanılmaz bir biçimde boşalmıştı. Sonra da o konuyu birdaha açmamıştı. Bundan yola çıkarak, belki ilerleyen zamanlarda onu da aramıza alırız diye düşünüyorum.
29 Aralık 2013 Pazar
En güzel türk manken pornolari frikikler
Selam sevgili 31’ciler. Adım Oktay, 34 yaşındayım, 1.69 boyunda, 57 kilo ağırlığında, esmer ve doğrusu fazla yakışıklı değilim. Fakat nedense bazı kadınlar gözlerimin çok masum ve çekici olduğunu söylerler. Kartonpiyer, saten alçı, boya işleriyle kazancımı sağlıyorum.
Aylardan Hazırandı, tam boyacıların para kazanma dönemi. Harıl harıl çalışıyorduk ki, telefonum çaldı. Arayan emlakçı Zafer abiydi, numaramı kırtasiyeci bir adama vermiş, beni evlerinin boyası için arayacaklarmış, mümkünse uygun fiyata yapmamı söyledi. Okeyleyip kapattık telefonu ve işe devam ettim. Öğleden sonra saat 3:30 civarında telefonum çaldı, cevap verdim. Selamlaşma faslından sonra numaramı Zafer beyden aldığını söyledi. Ben de doğruladım ve haberim olduğunu söyledim. Benden mümkünse akşam 7 de eve gelip, bakıp fiyat çıkarmamı rica etti. “Memnuniyetle!” deyip adresi aldım...
Akşam saat 7 olduğunda apartmanın önünden kendisini arayıp geldiğimi söyledim. Otomatiğe basıp apıyı açtılar, asansörle 4. kata çıktım. İçeri girdim. Çoğunlukla olduğu gibi evin tamamının boyanacağını, malzemeyle falan uğraşamayacaklarını söyleyip, benim malzemeli boya yapmamı istediler. “Tamam!” dedim. Rasim bey, hava sıcak olduğu için, “Balkona geçelim, orda detayları konuşalım.” dedi. Balkona çıktık, baktım orda 60’lı yaşlarda bir teyze çekirdek yiyordu. Bizi tanıştırdı, ismi Raziye ve annesiymiş. O ev de annesine aitmiş, Rasim beyin kendisi 2 blok ileride oturuyormuş. Annesinin bacaklarında bir sorun varmış, pek ayakta kalamadığını, mümkünse yerleri kirletmememi falan söyledi. (Her zaman duyarız bu tür lafları). “Rahat olun, bizim çalışma sistemimiz temizlik ilkesi ile meşhurdur!” deyip rahatlatmaya çalıştım. Rasim bey çay getirdi. Çaylarımızı içerken fiyat konusunu açtık, üç aşağı beş yukarı derken anlaştık. Ancak 2 gün sonra başlayabileceğimi söyledim, kabul ettiler. Bir miktar malzeme parası alıp müsade istedim...
Diğer yarım işimi ortağımla bitirip, akşam annesinin evine malzemeyi bırakmak için Rasim beyi aradım. Rasım bey de, “Annem evde, gidebilirsiniz.” dedi. Akşam ortağımla birlikte Raziye teyzenin evine malzemeyi bıraktık ve sabah başlayacağımızı söyleyip ayrıldık.
Sabah ortağımla Raziye teyzenin evine geldik, ortalığı çalışma durumuna göre toparlayıp ön hazırlık yaparken, Raziye teyze mutfaktan, “Ustalar hadi gelin çayınız hazır!” diye seslendi. Ortağımla mutfağa gittik, zahmet ettiği için teşekkür edip başladık çayları yudumlamaya. Daha ilk bardak çayımız bitmeden ortağın telefonu çaldı. Eşi arıyordu. Kardeşinin karısının doğum sancılarının başladığını söyleyip, hastaneye götürmesini istedi. Ben de Raziye teyzeye durumu anlattım, “Ortağımın gitmesi gerekiyor, eğer benim yalnız çalışmamın mahsuru yoksa ben işe devam edeceğim.” dedim. Raziye teyze, “Tabiki çalışabilirsin!” dedi. Ortak gitti, ben tavan boyası hazırlayıp boyamaya başladım...
Öğlen Raziye teyze pide söylemiş, birlikte yemeye başladık. Bana, “Kusura bakma, bacaklarım iyi tutmadığı için dışarıdan yemek söyledim, yaşlılık işte...” dedi. Ben de, “Yok canım ne yaşlılığı ya, olur mu, kendinize hakaret etmeyin, sadece bacaklarınızda sorun var!” gibisinden kibarlık yaptım ve ekledim, “Bence bacaklarınızın sürekli masaja ihtiyacı var, ılık suyla sabunla sürekli ovun, yada ovdurun. Eminim 1-2 aya kalmaz yürüyüşe bile çıkarsınız!” dedim. O da, “İyi diyorsun da, kim ovacak, ben doğru dürüst eğilemiyorum ki? Gelinim yapamaz çalışıyor, oğlanın durumu malum, o da hergün 6-7 ye kadar çalışıyor!” dedi. “Haklısınız!” demekle yetindim. Aslında biraz acımıştım Raziye teyzeye.
Yemek bitti, benim aklıma ona bir iyilik yapmak geldi içimden. Ketıl tezgahın üstündeydi, aldım suyu doldurup kaynattım. Lavabo ihtiyacım için banyoya gittiğimde leğen görmüştüm, alıp suyu boşalttım içine. Ilıklaştırıp, “Raziye teyze müsade edermisin, bacaklarına masaj yapayım?” dedim. “Ah usta işinden olmayasın?” dedi. “Yoo, nasıl olsa işimin patronu benim, rahat ol!” dedim. “Peki ozaman!” deyip mutlu oldu. Leğeni yanaştırıp ayaklarını leğenin içine koydum. Sabun bulamadığım için şampuanla bacaklarını ovmaya başladım. Yaklaşık yarım saat sohbet ederek ovmaya devam ediyordum ki, bir ara Raziye teyzenin ellerinin saçımın üstlerinde yumuşak bir şekilde dolaştığını fark ettim. Başımı hafif kaldırıp yüzüne baktığımda, gözleri kapalı, dudaklarını ısırırcasına sıkıyordu...
Bana da birden ne olduysa, yarağım uyanmaya başladı. Ellerimi biraz daha bacaklarından yukarılara doğru, okşar misali gezdirmeye başladım. Kalkan yarağım sıkıştığı için bir ara tek elimi yarağıma götürüp yerini yaptım. O esnada tek elim kalınca dikkatini çekmiş olacak ki, “Ne oldu, yoruldun mu?” diyerek gözlerini açtı ve yarrağıma baktı. Elimi yarağıma götürdüğümde pantolonumun önünde köpük kaldığından gözü oraya gitmiş olmalıydı. “Hayır yorulmadım, ama eğer siz ovmayı bırakmamı isterseniz bırakırım.” dedim. O da, “Yooo devam et, fakat sandalye belimi rahatsız etti, istersen içerde kalın minder var ona oturayım yere, öyle devam et!” dedi. “Olur!” dedim. Gittim getirdim minderi mutfağa. Tam yere koyacaktım ki, “İstersen odada devam et, burda senin dizlerin fayansın üstünde acıyacak!” dedi. “Olur!” dedim, minderi alıp odaya geçtik...
Raziye teyze mindere yarı uzanır vaziyette oturdu, ben de tekrar kaldığım yerden devam etmeye başladım. Fakat birşeyler olacağını hissetmiştim doğrusu. Birden bana, “Sen evlisin değil mi?” diye sordu. İçimden, bu soru da nerden çıktı şimdi diye geçirdim ve “Evet, evliyim!” dedim. “Peki, hiç eşini aldattın mı?” diye sordu. Utanarak, “Yooo!” dedim. İnanmadı, “Hadi hadi, gözlerin öyle demiyor ama!” dedi. Biraz üsteleyince, “Evet, aldattım!” diye itiraf ettim. “Peki aldattığın kadın gençmiydi?” dedi. “Hayır, benden 11 yaş büyüktü!” dedim. “Yaa, demek kendinden yaşça büyüklerden hoşlanıyorsun ha?” dedi. Ben de, “Ne yalan söyleyeyim, evet, olgun bayanlar beni daha çok mutlu ediyor!” dedim. Bana yaşımı sordu. “34 yaşındayım, ama o zaman 32 yaşındaydım, yattığım kadınsa 43 yaşındaydı!” dedim...
Seks’ten konuşmaya başladık. Seks’te neleri sevdiğimi sordu. Ben de, “Am yalamaya bayılırım!” diye anlatmaya başladım. Derken laf lafı açtı, bana, “Ağzın sıkımıdır, sır saklamasını bilirmisin?” dedi. “Ölürüm de sır vermem!” dedim. “Peki senden birşey istesem yaparmısın?” dedi. “Memnuniyetle yaparım!” dedim. “Bu gün çalışma, yevmiyeni ben vereceğim, gününü benim istediğim şekilde geçirirmisin?” dedi. Ne isteyeceğini az çok anlamıştım, “Tabi, neden olmasın? Sizin açınızdan boya işininin geç bitmesinde sorun yoksa, benim için sorun olmaz!” dedim. O da, “Peki, ohalde ortağını ara, benim misafirimin geldiğini, bu gün çalışmayacağınızı, gelmemesini söyle!” dedi. Hemen aradım ortağımı, aynısını anlatıp, gelmemesini söyledim, kapadım telefonu...
Raziye teyze bana, “Çıkar üstünü!” dedi. Anlamamışım gibi, “Neden?” dedim. O da, “Hani benim her dediğimi yapacaktın?” dedi. “Tamam, OK!” deyip soyunmaya başladım. “Şimdi de beni soy!” dedi. Ben soyunduktan sonra onu soymaya başladım. Zaten yaz olduğu için pek birşey yoktu üstünde. Sütyenini çıkardığımda, gözlerime inanamadım, 18’lik kız göğüsleri gibi göğüsleri vardı. Avuçlarımın içine alıp okşamak istedim, “Daha değil, acele etme!” dedi. Külodunu da çıkarmamı istedi, çıkardım. İkimiz de çırılçıplak kalmıştık. “Beni ayağa kaldır!” dedi, kaldırdım. Önce duş almamızı istemesi üzerine banyoya gittik. Duşun altına girdik, beni bir güzel yıkadı, ben de onu yıkadım ve kurulanıp yatak odasına geçtik...
Yatağa uzanmasına yardım ettim. Bana, “Hadi o çok sevdiğin şeyi yap, amımı yala!” dedi. Tertemiz amı vardı, kuaförde ağda yaptırıyormuş (daha sonra söyledi bunu bana). Ben yumuldum amına ve yalamaya başladım. 3-5 dakika sonra inleyerek boşaldı ve “Hadi gel, yalama sırası bende!” dedi. Ben de kazık gibi olan yarağımı onun ağzına verdim. Öyle bir şehvetle yalıyor emiyordu ki, inanın zevkten yarağımın başı zonkluyordu. Boşalmama az kalmıştı ki, kendisini uyardım, “Patlayacağım!” diye. Yarağımı ağzından çıkarmasıyla birlikte göğüslerinin üstüne fışkırttım döllerimi. “Islak mendil var çekmecede!” dedi. Aldım, göğüslerini sildim, yarağımıtemizledim...
Biraz dinlendikten sonra benim yarakla oynamaya başladı. Yarağım yeniden kazıklaşmaya başlayınca, “Şimdi de amımı yala ve sok!” dedi. Ben de emir eri gibi hıç konuşmadan dediğini yaptım. Amını bir süre yaldıktan sonra bana, “Yeter sok hadi!” dedi. Ben işin kurnazlığındaydım, yalvartmak istiyordum ve yalamaya devam ettim. “Sok diyorum! Sok hadi şerefsiz! Yarrağını sok amıma!” diye yırtınıyordu. Yalvarmaları bağırmaya ve küfürlere dönüştü. “Orospu çocuğu! Yarağını soksana amıma!” deyince, ben bunun bacaklarını ayırıp, kazıklaşan yarağımı amına soktum ve öyle bir yüklendim ki, gözlerinden yaş akıyordu. Ben seri bir şekilde sokup çıkarırken, Raziye teyze inliyor, bağırıyor, küfür ediyor, daha da dibine girsin diye çılgınca hareketler yapıyordu. O ağrıyan, tutmayan bacaklarına can gelmiş, sırtıma dolamıştı bacaklarını...
Raziye teyze kasılıp titremeye başladı. Ağlar gibi inleyerek, “Bastır, daha bastır, geliyorum! İçime boşal, geliyorum, hadi şerefsiz bastır!” dedi. Ben de patlamadan önceki son vuruşumu öyle bir yaptım ki, bacaklarını aniden sırtımdan çekip geri kaçtı. Tabi o esnada ben yatağın üstüne boşaldım. Bana, “O neydi öyle, amımı parçaladın şerefsiz! Beni boşaltmadan kendin boşaldın, şimdi sana ceza vereceğim!” dedi. “Söyle, ne yapayım?” dedim. “Beni dilinle boşaltacaksın!” dedi. “Olur!” dedim, ıslak mendille amını sildim ve başladım yalamaya. 5-6 dakika sonra öyle bir orgazm olup boşaldı ki, kadın kalpten gidip başıma bela olacak sandım. Ama benim yerimde kim olsa ve o sarsılmayı görse, bu kadın ölüyor derdi. Biraz dinlenip banyoya girdik, onu ve kendimi yıkadım, çıktık. Saat 3’e geliyordu. Beni gönderirken 1 günlük yevmiyemi cebime koydu ve “Sen harika birisin, bundan sonra sürekli beni sen masaj yapacaksın!” dedi.
Raziye teyzeyle haftada 1-2 kez sikişiyoruz. Her seferinde yevmiyemi fazla fazla veriyor, bana çeşit çeşit hediyeler alıyor. Yani bir nevi Raziye teyzeye özel jigololuk yapıyorum. Haa, bu arada Raziye teyzenin bacakları şaşılacak derecede iyileşmiş durumda. 63 yaşında, ama inanılmayacak kadar bakımlı ve titiz ki, 40-45 yaşını andırıyor. Mükemmel bir birlikteliğimiz var, o yalnız yaşadığı için evine rahatlıkla gece gündüz sorunsuz gidip gelebiliyorum. Eşim doğum yaptığında masraflar için 1.350 Lira para verdi. Tabi eşim bilmiyor garibim, nerden bilsin. Umarım Raziye teyzenin ömrü uzun olur, çünkü gerçekten parayı koyun bir kenara, kalbi güzel bir insan. 1 yıldan fazladır birlikteyiz ve daha birgün beni kırmış değil, üstelik ben onu kırdığım halde.
Yaşadığım ve halen devam eden hikayem bu kadar. Umarım okuyan arkadaşlar, “Ulan o yaştaki kadına yapılır mı bunlar!” falan düşünmezler. Sikenler bilir, o yaştaki kadınlar genç kızlardan Bin kat daha anlayışlı ve sevecen oluyorlar. En önemlisi, gençliklerinde yapamadıkları seksi ve sikişi şimdi yapmak, her zevkin tadına varmak istiyorlar, yeter ki onlara karşı dürüst olun.
27 Aralık 2013 Cuma
Bakimli ve seksi türk manken pornosu izle
Hikayeme nasıl başlasam diye düşünmekteydim. Daha doğrusu kaç kez başlayıp yarıda bıraktım. Nedenine gelince, yasak bir aşktı bu benim yaşadığım. Siktiğim kadın Seval, 10 yıllık kankamın karısıydı. Ama ne karı. Cildi sütten beyaz, dudakları çilekten kırmızı, yanakları bir bebek kadar pembe ve pürüzsüz idi. Sevalin boyu kocası olacak kankamdan 10 santim falan uzundu. Evlilikleri aşk evliliği değildi. Bizimle samimi oldukları için gece gündüz demez, birbirimize teklifsizce gelir giderdik. Benim 2 erkek 2 kız olmak üzere 4 çocuğum vardı. Onların ise hiç çocukları olmamıştı. Seval arada bir gözlerimin ta içine bakarak, “Ozan şu çocuk yapmanın sırrını kocama da anlatsan olmaz mı?” derdi gülerek. Ama ne gülme! ‘Gel beni ayakta sik!’ dercesine bir gülme. Bunu da kocasının ve benim eşimin yanında derdi...
Çocuk konusunda kusur kocasındaydı, yeterince sperm üretemiyordu. Benimki ise nazar değmesin sular seller gibi akıyordu. Sevalin bana bu takılmaları sıklaştı. Neredeyse eşime, ‘İzin ver de Ozan beni siksin, bir çocuğum olsun, sevaba girersiniz!’ diyecek. Eşim de, “Ben kocamı kiraya vereceğim, sayesinde para kazanacağım!” gibi laflar ediyor, adeta müşteri kızıştırıyordu. Rüyalarımdan çıkmayan Seval de kocasının yanında, “Ozaman Ozanın ilk müşterisi ben olurum vallahi!” diyordu. Kocası olacak pısırık da, şaka olarak alıyordu bu sözleri, yılışık yılışık gülüyordu. Oysa Seval bizim eve geldiğinde, “Hoşgeldin!” diye elimi uzatsam, elimi ittiriyor ve doğrudan kucaklıyor beni ve bütün vücudunu vücuduma bastırıyordu. O gelecek diye dakikalar önce hazırola geçmiş 19 cm’lik benim yarağı bedeninde hissediyor ve nefes alışları değişiyor, usulca kulağıma, “Ne zaman yiyeceğim ben bunu?” diyordu.
Tanrım hiçbir erkeği benim durumuma düşürmesin. Karı benim yarağı okadar isterken ve ben de onun amını, hele götünü okadar isterken, bunu yapamamak beni deli ediyordu. İşin kötüsü, eşim de Sevale olan zaafımı biliyordu. Ama bir şart koşmuştu, “Sevali siktiğin anda seni boşarım! Ama istersen benimle sikişirken Sevali sikiyormuş gibi fantazi kurabilirsin!” demişti. Ben de kurduğum fantazilerle karımı deli gibi sikiyordum ve karıma orgazm üstüne orgazm yaşatıyordum. Sikişme esnasında Karıma, “Gel sen de Sevalin kocasıyla sikiş, bu yasağı kaldır aradan!” diye ne kadar yalvardıysam fayda etmedi. Karım, “19 cm’lik yarağa alışan bir kadın, 9 cm’lik yarağı ne yapsın?” diye hep geri çevirdi bu teklifimi.
Kankamın İstanbulda olan babası hastalanmış, 15-20 gün hastanede refakatçı kalması gerekmişti. Arabaları olmadığı için eve alınacakları her zaman bana sipariş ederlerdi. Kocası İştanbula gittiğinde rüyalarımın kadını Seval beni aradı ve siparişini verdi, şu saatte gel dedi. Dediği saatte zili çaldım, kapıyı açtı. Benim ellerim alışveriş poşetleriyle dolu, onun elinde sütyen, memeler taş gibi, göğüs uçları baş parmağımın boğumundan daha iri sertleşmişler, alt tarafında varlığı ile yokluğu belli olmayan bir tanga vardı. Böyle manzaraları hayal gücüm yardımıyla rüyalarımda çok yaratmıştım. Ama bu kez sahici idi. Dilim tutuldu adeta...
“Bu kez kaçamazsın Ozan bey! Bu am bugün bu yarağı yiyecek. Gerekirse bu göt de bu yarağın tadına bakacak!” dedi. “Tanrım sen benim aklıma mukayyet ol!” diye dua ettim. Ama o, “Bırak dua etmeyi, yarağa susamış amın dini imanı olmaz. Çıldırmak üzereyim, anlamıyor musun? Sikeceksin beni, hatta gerekirse bu 15-20 gün içinde hergün sikeceksin ve beni hamile bırakacaksın!” dedi. “Yahu benim 4 çocuğum var, yuvamı yıkma. Ben de senin için ölüyorum, ama mümkünü yok, olamaz, sana elimi sürsem karım beni boşar valla!” dedim. “Karın benim sırdaşım. Kocamın 9 cm’lik yarağıyla tatmin olmadığımı, hayatta birkez bile orgazm yaşamadığımı, mutsuz olduğumu o da biliyor ve seni bana bir süreliğine ödünç vermeyi kendisi teklif etti!” dedi...
“Karım hayatta öyle birşey teklif etmez!” dedim. “Bak şimdi karına telefon açıyorum, kendi kulağınla dinle!”dedi ve gerçekten telefonun sesini dışarı vererek aradı, “Gülnihal hayatım, şu anda Ozan benim yanımda, benim bir elimde sütyenim, kıçımda da da tangam var. Kocan büyük eziyet çekiyor, yarağı pantolonunu delecek durumda ve benim daha da berbat durumda olduğumu biliyorsun. Kocanın yarağının tadına bakmama izin veriyormusun hayatım?” dedi. Karım da, “Tepe tepe kullan Sevalciğim. Zaten Ozan yıllardır beni sikerken aslında seni sikiyordu. Onun da hayali gerçekleşsin! Size iyi sikişmeler!” dedi.
Kulaklarıma inanamadım. “Eh benden günah gitti, kankam beni affet!” diyerek, 92-66-92 vücut ölçülerine sahip, hayallerimin dudaklarına yumulmam bir oldu. 5 dakika dillerimiz dudaklarımız birbirleriyle oynaştı, ağız sıvılarımız birbirine karıştı. Sıra memelere geldi. Tanrım ne memelerdi bunlar, dünya dünya olalı böyle bir güzelliğe tanık olmamıştır. Mona Lisa tablosundaki memeler halt etmiş Seval'in memelerinin yanında. Ağzımı dayadım, yılların susamışlığını içime çeke çeke emdim. Hiç doğurmadığı için emzirmemişti, üstelik kocasını sevmediği için hiç öptürmez, hiç sevdirmezdi, bana saklamış hep bu güzelliğini...
Ben memelerini emdikçe, Seval, “Tanrım, böyle bir zevk olamaz!” diye adeta hırlıyor, boyunlarını yaladıkça zevkle gülmek arası bir sesle kıkırdıyordu. Memelerden sonra plajdan tanıdığım göbeğine iniyorum. Göbeğinden biçimli bacaklarına iniyorum. Öpe yalaya, ayak parmaklarına iniyorum. Ayak parmaklarının güzelliğinden sıkça söz ettiğimden, eskiden beri ayaklarına gayet iyi bakım uygular ve renk renk ojelerle süsler, beni delirtirdi. İşte şahane ayak parmakları önümdeydi. Dakikalarca tek tek her iki ayağının bütün parmaklarını emdim. Sonra elinin parmaklarını emdim. “Orospum, fahişem, sen dünyanın en güzel kadınısın, amını götünü sikip dağıtacağım senin!” gibi sözlerle de gaz veriyordum. O da, “Sikmezsen şerefsizsin, orospu çocuğu, piç, hayvan!” gibi küfürlerle karşılık veriyordu...
Sıra tangasını çıkarıp amını yalamaya gelmişti. Ben yalarken kaçıncı kere orgazm olduğunu kendisi de unuttu. Bu am değil, bir güzellik vadisiydi, tarifi mümkün değildi. Yalamaya başlar başlamaz Klitorisi bir fındık kadar şişmişti. Saçlarımdan çekmeye, “Haydi artık sok şu yıllardır yemek istediğim yarağı!” demeye başladı. Ben de, “Öyle yağma yok, biraz daha yalvarmalısın, bu yarağı yemek her orospuya nasip olmaz!” diyorum. “Sok ulan piçin evladı, yanıyorum görmüyormusun pezevenk!” deyince, sular seller akan bir dereye benzeyen amına bir anda gömdüm 19 santimlik savaş aracı yarağımı. Bir “Ohhhhh!” çekti ki, çölde günlerce susuz kalmış bir insan litrelerce su içse aynı ohhh sesini çıkaramaz, aynı mutluluğu hissedemez, mutluluk duygularını dışarıya yansıtamaz. Ben amına pompaladıkça, Seval, “Tanrım, mutluluktan öleceğim galiba!” diye haykırıyor. Ve nihayetinde ikimiz de aynı anda boşaldık!
Sevgili okurlar, bu, arkadaşımın karısını ilk sikişimin hikayesi. Seval yarağımın tadını alınca, karıma yalvarıyor yakarıyor, “Beni bu yaraktan mahrum etme!” diyor. Bu sikişlerimin elbette ikincisi, üçüncüsü, onuncusu, yüzüncüsü de oldu. Karımı ziyarete geldiğinde, bana telefon ediyorlar. Sevali bazen karımın nezaretinde, bazen tek, bazen de karımla ikisini birlikte sikiyorum. Kankamın yanında ise eskisinden daha mutaassıp havalara bürünüyoruz. Ama bu arada yeni karımdan da ikişer yıl ara ile 2 oğlum oldu. Çocukların bana benzemesini ise orospum, fahişem, şuh kahkahalarla, “Amcası değil mi, elbette benzeyecek!” deyip geçiştiriyor!
25 Aralık 2013 Çarşamba
Uzun boylu süpermodel seksi manken karimla sikiştim
Merhaba, ben 18 yaşında, Lise 3 öğrencisiyim, adım Emre. Dayımın taş gibi bir karısı (yengem) var. Oldum olası yengeme hastayımdır, devamlı 31 çekişlerime konu olmuştur yengem. Yengemle ile aram gayet iyidir. Arada bir onlara gider yengemle sohbet ederiz. Sohbet konularımızın başlıca konusu fıkralardır. Arada bir bel altı fıkralar da anlatırız tabi. Şu sıralar hamile olan yengeme aşerdiği için tarhana götürmüştüm. Yengemin üstünde beyaz lakoste bir tişört, altta da genç maksi tipi bir etek vardı. O gün dikkatimi çeken şey, memelerinin normalden daha büyük görünmesiydi. Sanırım sutyen takmamıştı. Arkadan bakınca da, hamile olduğundan dolayı sütun bacaklarını açarak yürümesi kalçalarını dahada belirginleştiriyordu. En son duyduğum fıkrayı ona anlatmak için can atıyordum. Karşılıklı oturduk. Yengem bana çay ve bisküvi ikram ettikten sonra, “Yeni bir fıkra var mı?” diye sorunca, “Evet!” diye atıldım ve ekledim, “Ama nasıl anlatayım ki, hamile bir kadınla ilgili!” dedim. Yengem heyecanla, “Bak ben de hamileyim, hadi anlat artık!” deyince, “Tamam!” dedim ve anlatmaya başladım;
Temel amansız bir hastalığa yakalanmış. Doktorlar son çare hamile bir kadının sütünden içersen iyileşirsen derler. Temelin tek çare Dursunun hamile olan karısına gitmektir. Dursunun kapısını çalınca Dursunun hamile karısı kapıyı açar ve ne istediğini sorar. Temel utana sıkıla derdini anlatır. Dursunun karısı da sevaptır diye Temele acır ve içeriye alır, emzirmeye başlar. Bu arada Dursunun karısı da yavaş yavaş zevke gelmektedir. İnleyerek temele şöyle der: Nasıl, hoşuna gitti mi? Temel, Evet çok güzel! der. İyice tahrik olan Dursunun karısı, Süt emmekten başka bir şey istermisin? diye sorar. Temelin gözleri fal taşı gibi açılmıştır, sıkılarak, Ayıp olmaz mı yenge? der. Dursunun karısı, Çekinme canım, istediğin başka bir şey varsa verebilirim! deyince, Temel, İçim geçti valla, varsa sütün yanında birkaç tane bisküvi verirmisin? der.
Ben fıkrayı anlatınca yengem kahkahayı bastı. Katıla katıla gülerek, “Sen de bisküvinin yanında bir şey istermisin?” diye sordu. Şakayla karşılık sorduğu soruya, ben de şakayla karşılık, “Süt isterim yenge!” dedim. Yengem de, “Olsa canım feda, ama evde süt yok!” dedi. Yengemin göğüslerini işaret ederek, “Sende yok mu?” deyince, yengemin yanakları al al oldu. “Daha memelerime süt gelmedi!” dedi. Ben de, “Ama çok büyümüşler!” deyince, yengem iyice kızardı ve “Çok belli oluyor mu?” dedi. “Evet, ama bu halde çok daha güzel görünüyorlar!” dedim. “Bak bak, nelere de dikkat ediyorsun sen!” dedi. “Yenge memelerin o kadar büyümüş ki, dikkat çekmeyecek gibi değil!” dedim. Yengem de, “Yaa? Dur aynada bakıp geleyim!” dedi. “Beraber bakalım mı yenge?” dedim. “Olmaz, sen burada otur!” diyerek yatakodasına doğru gitti...
Yengemin içerde ne yaptığını merak ettiğimden yerimde duramıyordum ve o iri memeleri görme hayaliyle kapının anahtar deliğine yaklaştım. Tam delikten içeri bakacakken yengem kapıyı birden açınca beni o halde gördü. “Beni mi dikizleyektin?” dedi. Cevap veremedim. Yengem, “Sadece bakacaksan göstereyim!” dedi. “Söz, sadece bakacağım!” dedim. Yengem tişörtünü yavaşça yukarı kaldırırken benim kalbim yerinden fırlayacaktı. Devasa büyüklükteki memeler karşımda duruyordu. Benim nutkum tutulmuştu. Gözlerimi onlardan alamıyordum. İyice belirginleşen meme uçları beni fena halde tahrik ettiğinden, olduğum yerde pantolonuma boşaldım. Açık renk pantolonumdan ıslaklık belli olunca yengem kahkahayı bastı, “Ne o lan, boşaldın mı?” dedi. Ben mahçup bir şekilde, “Evet!” dedim.
Yengem, “Gir çabuk banyoya, temizlen!” dedi. Utancımdan koşarak banyoya girdim. Ama gördüğüm manzaranın etkisi ile hemen 31 çekmeye başladım. Yengemin, “Kapının arkasında bornoz var!” demesi ile kendime geldim. Yıkanıp dışarı çıktığımda yengem halen gülüyordu. Bana dayımın bir külotunu hazırlamıştı. Dayımın külotunu giydiğimde kahkahalarımız birbirine karışmıştı. Çünkü dayım çok şişman olduğu için donu bana çok bol gelmişti. Yengemin yıkadığı pantolonumun kurumasını beklerken, karşılıklı oturmuş, ama hiç konuşmuyorduk. Ben ama hep o iri memeleri düşünüyordum. Benim yarak yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Yengem fark etmiş, olacakları merakla beklemeye başladı. Yengem bacak bacak üstüne atmış, kalçaları bana dönük oturuyordu. Benim yarak ise geniş olan donumun kenarından dışarı çıkmaya çalışıyordu ve ben yarağımı saklamak için uğraşıyordum...
Yengem, “Anlattığın fıkranın devamı yok mu?” diye sordu. “Yok yenge.” dedim. Yengem bunun üzerine, “Devamını yazalım mı?” diye sorunca iyice şaşırdım. Ayağa kalkıp yanıma geldi. Yere oturarak memelerini dizlerime dayadı, gözleri donumdan dışarı çıkmak isteyen yarağıma bakıyordu. Ellerimi yengemin saçlarında gezdirmemle beraber dudaklarımız birleşti. Yerde yan yana uzanmıştık, ben bir yandan yengemin memelerini okşarken, biryandan da soyunuyorduk. Sonunda hayal ettiğim memeler dudaklarımın arasındaydı. Onları öpüyor, emiyor, dişliyordum. Yengemin yeni traşlanmış amına indiğimde, o da benim sikimi ağzına almış iştahla yalıyordu... Arkasına geçip, memelerini ve şişmiş karnını okşarken bulutların üzerindeymişim gibiydi. Dayanacak halim kalmamıştı. Bacaklarını iyice ayırıp arasına girdiğimde, yengemin nefes alışverişleri dahada hızlanmıştı. Yarrağımı yengemin am dudaklarına sürdüğümde, zevkten am sularının fışkırdığını hissettim. Yavaşça yarrağımıamına sokup, içine girerken, dudaklarımızla birbirimize tarifsiz zevk veriyorduk. Gözlerinin içine bakarak yüklenmeye başladım. Yengem de bacaklarını belime dolarken, karnı göbeğime baskı uyguluyor, bu da beni fazlasıyla çıldırtıyordu...
Yengemi biraz böyle siktikten sonra yüzüstü çevirdim. Yengemin geniş kalçaları muhteşem görünüyordu. Kalçalarını iki yana açıp, götünün mor deliğine dilimi değdirdiğimde, yengem hafifçe ürperdi ve içini çekti. Götünü dilimle sikiyordum. Kalçalarını sağa sola sallamasından, yengemin acayip zevk aldığı belli oluyordu. Sikimi ağzına verip iyice ıslatmasını istediğimde, yengem olacakları tahmin ettiğinden, “Kremsiz olmaz!” dedi ve kremin yerini tarif etti. Kremi kapıp geldim. Götünün deliğini güzelce kremledikten sonra, sikimi kavradım ve kafasını dayayıp deliğini zorlamaya başladım. Yavaşça önce kafasını, daha sonra da hepsini soktum. Yengem nefes dahi almıyordu. Biraz bekledikten sonra yavaşça hareketlenmeye başladım. Birkaç gel gitten sonra hızlandım. Aldığım zevkten ve yengemin götünün darlığından boşalmak üzereydim. Hemen önüne geçtim ve ağzına vermemle boşalmam bir oldu...
İnanın, beş sevişmede gelebilecek kadar boşaldım. Dizlerim titriyordu. Yengem ise son damlasına kadar yutmak için çaba sarf ediyordu. Yavaş yavaş inen sikimin hassaslaşmış kafasını emerken, parmağı ile de götümün deliğine masaj yapıyordu. Bu zevk anlatılmaz, ancak yaşanır!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)